12 Nisan 2021, 09:09:20

Haberler:

                Web sitemize Üye  olurken Dogru mail Adresi giriniz Yoksa  mail Aktivasyon Kodunuz Mail adresinize Ulaşmıcaktır.



Uçan Sınıf

Başlatan Tekyürek, 25 Ekim 2014, 03:22:40

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.



 Uçan Sınıf Kitabının Özeti

 

 Kitap adı : UÇAN SINIF

 

 Çeviren : Şebnem Sunar

 

 Yazar : Erich Kästner

 

 Dizi : Can Çocuk

 

 Özgün dili : Almanca

 

 Özgün adı : Das fliegende Klassenzimmer

 

 Kitap türü : Çocuk Romanı

 

 Sayfa sayısı : 176

 

 Kitabın Özeti : Rıfat İlgaz’ın “Hababam Sınıfı”na çok benzeyen bir sınıf anlatılmaktadır. Çocuklar, tüm yaramazlıklarına rağmen, temiz ve dürüsttürler. Onları da ancak, aynı sıralardan geçmiş olanlar anlayabilirler.

 

Yer yatılı bir lisedir. Kahramanlarımız edebiyat meraklısı Johnny Trotz, sınıf birincisi Martin Thaler ve karnı her zaman aç olan Matthias Selbmann, Fridolin, Uli ve daha birçokları… Kah*ramanlarımızdan Matthias ne kadar iri ise, Uli de o kadar ufak tefekti… Her an bir şamata, her an bir gırgır yapmak için fırsat kollayanlar çoğunlukta olduğundan, gülmek ve kendine gül-dürtmemek için sürekli dikkat göstermek gerektiğinin bilincinde (!) olan öğrencilerin çokluğundan; kavgasız, şamatasız, gürültü*süz nerede ise bir dakika bile geçtiği görülmemiştir. Hemen her okulda olduğu gibi, üst sınıflar İle alt sınıflar arasındaki çekişme*lerden doğan kavgalar ve hır-gürler de İşin cabası…

 

Kavgalar, sadece alt ve üst sınıflar arasında olarak sınırlı de*ğildi. Ayrıca, diğer okulların öğrencileri ile de sık sık yapılırdı.

 

Kısacası diyebiliriz ki, “Uçan Sınıf, Almanya’da bir okulun

 

“Hababam Sımfı”dır.

 

 

Kahramanlarımız, Noel kutlamaları için spor salonunda ser*gilenecek olan, Johnny’nin yazdığı “Uçan Sınıf İsimli oyun için hazırlanıyorlardı. Oyun,  beş perdeden oluşuyor ve deyim yerindeyse ileriye yönelik bir kehanete  dayanıyordu. Belki de ileride uygulanacak bir Öğretim yöntemini  vurguluyordu. İlk perdede, bir lise öğretmeni coğrafya dersini yerinde işlemek için bütün sınıfla birlikte uçakla yola  çıkıyordu… İkinci perdede uçak Vezüv Yanardağları’ndaki kraterlerin  kenarına iniyordu… Üçün*cü perdede sınıf, Gize’deki piramitlerin  yakınına iniyordu… Dör*düncü perdede “Uçan Sınıf Kuzey Kutbu’na  iniyordu. Öğretmen*lerinin yaptığı bir yanlışlık sonucu uçağın irtifa dümeni bozuldu*ğu için, beşinci ve son perdede göğe çıkıyorlardı. Gökte Petrus

 

 

onları bekliyordu… Petrus büyülü formülü söylüyor ve yere ini*yorlardı…

Tabiî her perdede, yapılan gösteriler bununla sınırlı değildi. Örneğin,  üçüncü perdede, kahramanlarımız gazetelere uydudan fotoğraflar  gönderiyorlardı.

 

J.

Kahramanlarımızın sık sık ziyaret ettikleri “Sigara İçmez” is*mini taktıkları bir adam vardı. Sigarayı da fosur fosur içerdi. Al*man Demiryolları’ndan satın aldığı  bir vagonda yaşıyordu. Vago*nun kapısında “Sigara İçilmez” levhası  olduğu gibi durduğu için, bu ismi takmışlardı. Çocuklar bu adamı en az  öğretmenleri kadar seviyorlardı.

 

 

Bir gün rakip okulun öğrencileri, bir  öğretmenin oğlunu re*hin almışlar, ayrıca birçok öğrencinin defterlerine  de el koymuş*lardı. Yine bir savaş zamanı gelmişti. Savaş sloganları  â€œÇelik Bir*lik” idi. Önce bir elçi göndermeyi kararlaştırdılar. Elçi  Sebastian, rakip okulun elebaşının evine gitti. Arkadaşlarının serbest  bıra*kılması ve defterlerinin geri verilmesi taleplerini iletti. Kabul  e-dilmedi. Gruplar savaş düzeni aldılar. Tam kavga başlayacaktı ki  â€œSigara İçmez” ortaya çıktı ve böyle kavga ederlerse polisin ve okul  idarelerinin her şeyden haberdar  olacağını ve başlarının belaya gireceğini söyledi. Önerisi, her okuldan  birer kişinin yum*ruklu düello etmesi, yenilenin yenenin şartlarına  uyması İdi. İki taraf da bunu kabul etti.

 

Karşı tarafın kavgacısı Wawerka, bu  tarafınki ise Matthias i-di. Kısa bir kavgadan sonra, Matthias rakibini  yenmişti. Ancak, karşı tarafın öğrencileri sözlerinde durmadılar.  Yeniden savaş düzeni alındı. Kar topu stoklan arttırıldı. Herkes  â€œHücum!” emrini bekliyordu. Nitekim birdenbire kartopu yağmuru başladı.  Bu arada Martin, Johnny ve Sebastian rehineyi kurtarmanın  peşin*deydiler. Nitekim rakip okulun elebaşısının apartmanlarının  kö*mürlüğünde, başında iki nöbetçi olan arkadaşlarını kurtardılar. Ancak defterler yanıp, kül olmuştu. İki nöbetçiyi bağlayıp, hızla savaş alanına döndüler.

 

 

Günlerdir yağan kar durmuş, Noel’e ise sadece bir iki gün kalmıştı. Okul müdürünün odasında, hesap veriyorlardı. Bay Bökh, öğrencilerini çok seviyordu. Onlara geçmişte yaşanmış bir hikâye anlattı:

 

“Bundan yirmi yıl önceydi, Dokuzuncu  sınıfta cesur ve çalışkan bir öğrenci vardı. Haksızlıklar karşısında  tıpkı Martin Thaler gibi öfke*lenirdi. Gerekirse Matthias gibi  dövüşürdü. Uli gibi evini özlerdi. Sebastian gibi aklı başında kitaplar  okur, Janathan gibi bahçede saklanır*dı. Bir gün bu çocuğun annesi  çok hastalandı. Okuldan kaçarak annesini görmeye gitti. Dönüşte  yakalandı. Dışarı çıkmama cezası aldı. Yine kaçtı, yine annesini görmeye  gitti. Yine yakalandı. Bu sefer sınıf öğret*meni dört hafta  dışarı çıkmama cezası verdi. Yine kaçtı, annesini görmek için.  Yakalandı, bu sefer müdür tarafından oda hapsi ile cezalandırıldı. Yine  kaçtı, nasıl mı, bir arkadaşı onun yerine hapis yatmayı kabul ettiği  için. Arkadaşıyla arası çok iyiydi. Okul bittikten sonra da görüşmeye  devam ettiler; ama arkadaşının bir kaza sonucu ailesini kaybetmesiyle ortadan kaybolması bir oldu. O gün bugündür de onu görmedi.”

 

Hikâyeye dönersek; “müdür, çok öfkelenmişti. Diğer çocuk  her şeyi anlatınca, olayı anladı ve iş tatlıya bağlandı. Bu öğrencinin  kim olduğunu biliyor musunuz!” diye sorunca, hepsi birden “Sizsiniz.”  diye cevap verdiler. “Sizi gidi haylazlar, toz olun gözümün önün*den1.” diyerek hepsini gönderdi.

Çocukların hepsinin sınıf öğretmenlerine olan saygı ve sevgi*leri bir  kat daha artmıştı. Aralarında, arkadaşı için oda hapsini kabul eden  kişinin kim olduğunu konuştular ve buldular: “Sigara İçmez.”

 

 

Profesör Kreuzkam’a defterlerin yakıldığını anlatmak zo*runda kaldılar. Bu arada, bazı yaramazlar, küçük  Uli’yi, sınıfın çöp sepetinin içine koyup, duvara asmışlardı. Profesör,  hepsine cezayı verdi: â€œİşlenen her suçta, suç sadece o suçu işleyende  değildir, suçun işlenmesini engellemeyen de suçludur.” cümlesini beşer  kez yazacaklardı.

 

Uli, kendisine korkak ve çelimsiz denmesine sürekli kızıyor*du. Son  olay, iyice kafasını bozmuştu. Sepet olayından bir gün sonra, elinde  şemsiye ile ikinci kattan, bahçenin karlı zeminine atladı. Herkes şok  olmuştu. UH, ne kadar cesur olduğunun mesa*jını böyle vermişti. Neyse  ki, sadece sol ayağı kırılmış, biraz da kabarga kemikleri ezilmişti o  kadar. Ama, Noel’de ailesinin yanı*na gidemeyecekti.

 

Bu arada çocuklar yaptıkları bir planla Justus lakabını taktık*ları  öğretmenleriyle Sigara İçmez’i buluşturdular.Tahminleri doğ*ruydu.  Öğretmenin bahsettiği kayıp arkadaş, Sigara Içmez’in ta kendisiydi.

Martin, annesinden gelen mektubu okul postasından aldı. Annesi, mektupta yol parası olan sekiz lirayı gönderemediğini, babasının işsiz olduğunu, ne olursa olsun cesur ve dayanıklı ol*masını, asla ağlamaması gerektiğini yazıyordu. Beş liralık da pos*ta pulu göndermişti.

 

Oysa kî Martin mektubu okuduktan sonra “Benim Güzel An*neciğim” diyerek ağlıyordu.

 

Uli’nin bu atlayışı, Noel’de oynayacakları piyesi tehlikeye sokmuştu. Sekizinci sınıftan bir öğrenci buldular.

 

Akşam, Justus bütün öğrencileri  toplayarak, onlara Uli’nin yaptığı şekilde cesaretin ispati an  amayacağım söyledi. Ayrıca, öğrencilerden, bir akşam  için kendisine izin vermelerini, bu süre zarfında da uslu olmalarını  rica etti. Sigara Içmez’in piyano çaldı*ğı barda bir bira içecekti.

 

Kent uzaktaydı. Yine de yürüdü. Tabelasında “Son Damlasına Kadar” yazan  lokantadan İçeri girdi. “Sigara İçilmez” bil masada oturmuş kendisini  bekliyordu. Kucaklaştılar. Konuşmalarının büyük bölümünü kahramanlarımız oluşturuyordu. İkisi de bu çocuklar okuldan mezun olmadan, yerlerinden ayrılmamakta kararlı olduklarını birbirlerine söylediler.

 

Gece yarısından sonra, kenti bir baştan geçerek döndüler. Yanlarında, yirmi yıllık hatıraları da beraber yürüyordu.

 

Okulun son günü idi. Çoğu öğrenci, noel İzni için bavulları*nı bile toplamıştı. Martin, Noel’de gidemeyeceğini hiç kimseye

 

söylememişti. Okulda kalmak (sadece Johnny’e serbestti, o da ailesi olmadığı için) yasaktı. Bakalım ne olacaktı?

 

Yine, bu akşam piyes de oynanacaktı, önceden iki prova da*ha yapıp iyice  hazırlandılar. Sonra, hep birlikte Uli’yi ziyaret edip, ona moral  verdiler.

Nihayet piyes vakti geldi. Çok güzel  oynadılar. “Sigara içmez” de seyirciler arasındaydı. Sonra Justus, asıl  mesleği doktor*luk olan “Sigara İçmez” in, bundan böyle okul doktoru  olarak gö*rev yapacağını söyleyince, çocuklar “Hurra” diye havaya  fırladı*lar. Çok güzel bir akşam geçirmişlerdi.

Gece, Justus ve Sigara İçmez, beraber yatakhaneleri gezer*ken, Martin’in bir şeyler mırıldandığını fark edip, biraz eğildiler. Uykusunda, “Ağlamak kesinlikle yasaktır.” diye sayıklıyordu.

 

24 Aralık günü, ortalık tam bir ana baba  günü İdi. İnenler, çıkanlar, koşturanlar… Matthias, Uli’ye veda etti.  Johnny, UU ile beraber kalacak diye seviniyordu. Martin ise hiç  gözükmemişti.

 

Bütün el ayak çekilmiş, Justus son kontrol  gezintisini yapı*yordu. Martin’i gördü. Sıkıştırınca, Martin hıçkıra  hıçkıra ağla*maya başladı. Olup biteni öğrenince, zorla ona para verip  evine gitmesini söyledi. Martin’in eski keyfi yerine gelmişti. Uli’nin yanına çıkınca, anne ve babasının ziyarete gelmiş olduklarını gördü. Hepsi ile vedalaştı.

 

Noel akşamı, her tarafta koyu bir kış hüküm sürüyordu. Martin’in anne ve babası, camın önünden hem dışarıya bakıyor, hem de sohbet  ediyorlardı. “Martın ne yapıyor acaba?” dedi, annesi. Babası da “Umarım  ağlamıyor dur.” deyince, “Bana söz vermişti, ağlamayacaktı, gerçi ben  de hep ağladım ya…”

Kapı çalar gibi oldu. Bir daha… Kim olabilirdi acaba? Kadın kapıyı açtı, Martin karşısındaydı. Sevinçleri görülmeye değerdi.

 

Martin’in kendi eliyle, öğretmenine yaptığı kartpostalın ar*kasına babası şunları yazdı: “Sayın Bökh, bize verdiğiniz bu canlı Noel armağanı için size sonsuz teşekkürler…”
Linkback: Uçan Sınıf


  • Android version: Android 10
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap
  • Gösterim 1,324 
  • Haber Köşesi (Herşey)
  • 0 Yanıt





Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter Paylaş whatsapp

Yasal Uyarı

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Replikacep.com sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.Knın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.Replikacep.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim sayfamızdan bize bildirdikten en geç 3 (üç) iş günü içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.