Android Telefon Yazılım Rom Destek Teknoloji Sitesi

Genel Bölüm => Herşey Genel Paylaşım => Konuyu başlatan: Tekyürek - 25 Ekim 2014, 17:42:57

Başlık: Atatürk ve Avar
Gönderen: Tekyürek - 25 Ekim 2014, 17:42:57
                    Yıllarca önce İzmir Kadınlar Hapishanesi’nde mahkum kadınlara  akşam dersleri verilmesi kararlaştırılmıştı. Bir gün maarif müdürünün  odasına, zayıf, ufak tefek bir genç kız girdi:



Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim efendim, dedi.



Maarif müdürü şaşırmıştı; karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış,  üstelik de son derece hassas bir insana benziyordu. Müdür bir kere daha  hapishanedeki tipleri gözönüne getirdi. Olacak şey değildi!.



Peki hoca hanım bu işle meşgul olacağım, dedi.



İki hafta geçmeden genç kız, soluk ışıklar altında hapishane koğuşundaki  akşam derslerine başlamıştı. İşi bittikten sonra ince pardesüsünün  yakasını kaldırıyor, süngülü nöbetçilerin, zincirli demir kapıların  arasından geçerek sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu.



Hapishane müdürü de, maarif müdürü gibi hayretler içinde idi. O kavgacı,  o geçimsiz mahkumlar genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya  başlamışlardı. Hatta bir kere dersten çıkarken kendisini alkışlamışlardı  da. Kadınlar hapishanesinde ilk defa böyle bir hava esiyordu. Fakat  işinde inanılmaz bir başarı gösteren genç kızın bir müddet sonra acayip  bir suçla mahkemeye verildiğini görüyoruz. Hakkındaki isnat:  Misyonerlik. Gittikçe kabaran dosyalar mütemadiyen misyoner öğretmenden  bahsediyordu. Neler de neler yapmamıştı ki!



İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Atatürk, meseleyi merak etmişti. “Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz.” Dedi. Bütün gece dosyayı inceledikten sonra ertesi günü Avar’ı yanına çağırttı.



Genç öğretmen Atatürk’ün karşısına çıktığı vakit bir yaprak gibi titriyordu. Atatürk, bu ufak tefek genç kıza hayretle baktı:



Misyoner öğretmen sensin, öyle mi? diye sordu.



Avar şaşırmıştı. Yavaşça:



Efendim, ben öğretmen Avar, diye fısıldadı.



Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle şunları söyledi:



Hayır... Sen misyoner Avar’sın. Bana da senin gibi misyonerler lazım.



Ondan sonra Atatürk fikirlerini açıkladı:



Bir toplum, daha ziyade aile yoluyla, bilhassa kadın  yoluyla kazanılabilirdi. Genç öğretmen Doğu’ya gidecekti. Oradaki genç  kızları, hatta bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile  toplayacaktı. Onları bu cemiyetin potasında yetiştirecek, sonra bu  çocukları birer ışık huzmesi halinde köylere gönderecekti.



Sözlerin sonunda:



Git, memleketin içine gir, dağ köylerine uzan, orada bizden ışık bekleyen yarının annelerini bulacaksın, dedi.



Genç öğretmen içi içine sığmaz bir halde Atatürk’ün yanından çıktı.



İşte yıllar ve yıllardır Avar, Doğu illerinden birinde kız enstitüsü müdürlüğünde, bu inanılmaz işle meşguldür.



Şimdi Elazığ, Tunceli, Bingöl çevresindeki halk, bu ufacık, tefecik  kadından bir azize gibi bahseder. Onun hakkında iki yüze yakın mani,  masal ve çocukların dilinden sayısız Avar şarkıları vardı. O, yol vermez  geçit tanımaz dağları at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer  köy kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.



Avar, Doğu’da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere  bu masal kadını, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler:



Kızımı da götür, Avar! diye atın üzengesine yapışıyorlar...



Şehre, Avar’ın okuluna gelen kızı bir kere de üç dört yıl sonra görünüz.  Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm.






 

alintidir
EhPortal 1.39.6 © 2026, WebDev
mekan bizim almanya chat sohbet cinsel sohbet sohbet mobil sohbet dini chat