Android Telefon Yazılım Rom Destek Teknoloji Sitesi

Genel Bölüm => Herşey Genel Paylaşım => Konuyu başlatan: Tekyürek - 25 Ekim 2014, 17:42:42

Başlık: Ben Her Şeyden Önce Öğretmenim
Gönderen: Tekyürek - 25 Ekim 2014, 17:42:42
(https://www.replikacep.com/proxy.php?request=http%3A%2F%2Fimg809.imageshack.us%2Fimg809%2F9272%2Fshowletter1cz3123773593.jpg&hash=bfa9e943c087893b44c92ac4cacdf24472cbb1ba)

 

 

 

Bir akşam, sofrasında sık sık misafir ettiği Behçet Kemal’e dönerek:

 

-“‘Sen çabuk  şiir yazarsın, şu içerideki odaya çekil, bende hangi nitelikleri  görüyorsan hepsini anlatan bir şiir yaz, emrini verdi.’ Behçet, hemen  içeri odaya geçti; aradan yarım saat geçti geçmedi bir büyük manzume ile  döndü. Atatürk: ‘Oku bakalım’ dedi. Behçet, mısralarını ses değerini  vurgulayarak, o canlı ve sevimli okuyuşu ile manzumeyi söylemeye  başladı. Bunda Atatürk’ün yiğitliği, zaferleri, devrimleri bir bir dile  geliyordu. Fakat her zaman Behçet’e bol bol iltifat eden Atatürk,  durakladı, yüzünde bir gölge dolaştığını hissetim:

 

 

-‘Behçet  olmamışâ€™ dedi. Benim asıl bir niteliğim var ki onu hiç yazmamışsın.  Hepimiz şaşırmıştık. Bu yazılmayan niteliği ne olabilirdi? Atatürk, bizi  fazla bekletmedi ve:

 

 

-‘Benim asıl niteliğim, dedi, öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim, bunu yazmamışsın.’

 

 

Bir öğretmen  olarak ve öğretmenin misyonuna inanmış birisi olarak heyecandan ve  gururdan ağlayasım geldi. İmkân olsaydı ellerine kapanmak isterdim.  Öğretmene böyle bir yüce saygıyı en yüce bir ağızdan işitiyordum. Gerçek  de bu idi. 19 Mayıs’ta Samsun'a ayak bastığı zaman yapayalnız bir  adamdı. Yapmak isteyip de gizlemek zorunda olduğu şeyleri düşündükçe bu  yalnızlık heybetleşiyor, millet elbette ki her zamanki gibi mert ve  fedakâr bir milletti. Fakat onu kandıranlar bu ‘gök gözlü Paşa’nın  İslâmiyet’e ihanet edeceğini söyleyen cahillerin ve ajanların etkisi  altında idi. Tek tük fertler dışında gerçek bir aydın tabakası da mevcut  değildi. Bu ‘gök gözlü Paşa’ yalnız hilâfet ve saltanatı kaldırmakla  kalmayacak, dini yüzyıllardan beri içerisine düştüğü politika çamurundan  çıkaracak, müspet bilimleri hayata egemen kılacaktı. Lâik bir devlet  kuracaktı. O günlerde memleketin yarısı yabancı işgali altında idi. Daha  kötüsü ümitler sönmüştü ve çoğu insanlarımız bir büyük devletin  himayesini aramakta idi. Böyle bir günde o, ‘Ya istiklâl, ya ölüm’ dedi.  Bu korkunç engelleri aşmak ve milletine yepyeni bir kimlik kazandırmak  için sonsuz sabırda bir öğretmen olması gerekirdi. Neyi başarmışsa hep  bu öğretmenliği sayesinde başarmıştı.” (1937)

 

 

 

 

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009
EhPortal 1.39.6 © 2026, WebDev
mekan bizim almanya chat sohbet cinsel sohbet sohbet mobil sohbet dini chat