hiçliğe soyundum
savrulup gidiyor
bir sonsuzluğun içinde
ömür.
tek bir çatı yok konaklayacak
geçip giden günlerin tutsağı
griye tutkun şehirlerde.
atıveriyor kıyılara bedenimi
denizlerdeki hırçın dalgalar
ve rüzgarlar arsızca bırakıyor kollarımı
bilinmez diyarların uçurumlarından aşağı.
kabullenemiyor kimsesiz gövdemi
ne dağ-bayır
ne de vadi-ova.
kaldırım taşları dahi kusuyor beni
öfkeyle .
savruluyorum.
bilmeksizin dur durak.
kapımı aşındırıyor hiçler sürekli.
ve nedensiz
sokulmuyor gecelerime uyku
ve gelmiyor güneşler gündüzüme.
bıraktım kendimi ellerine
savruk bir gündeyim şimdi.
karar verdim
hiç şarkı söylemeyeceğim bugün.
ne de kaybolacağım
beni alıp götüren senfonilerin tılsımı içimde
kaldırdım ortalıktan bütün kitapları
okumayacağım tek bir satır bile.
dolaşmayacağım
anlatılan hikayenin düşsel caddelerinde
ve attım tümünü
kalemlerin, kağıtların
yazmayacağım.
tek bir harf karalamayacak parmaklarım.
saklayacağım kendimi hiçlikler arasında.
üstelik
hiç gülmeyip
hiç ağlamayacağım da
hiç, ama hiç!
anladın mı?
ki siz
başladınız mı biteceğine inandığınız
tutkulu bir sevdaya?
…
evet! ben de başlamadım sizin gibi.
ve başlamam da.
durdururum bütün saatleri
kaparım bütün yolları
kaybolurum.
delirmem öylesi eskiden olduğu gibi
yüreğim ellerimde
hiç!
ki yetti artık
boş sevdalarda kanat takıp
yalan uçuşlara başımı döndürdüğüm.
uğramam bile artık sahte sevişlerin yanına
kıyıları kıyılarımdan fersah fersah uzaklıkta.
biline ki
hiçe vurdum tüm sözleri bugün.
başka hiçbir söz olmayacak
ve başka hiçbir laf alamayacaksınız benden.
hiçlerdeyim bundan böyle
ve kuduruyor içimde hiçler
keyfine göre.
aramayın beni artık buralarda
bulamazsınız bir daha.
hiç!
hiç kere söyledim...hiç defa sustum...hiçinci çığlığımı hiç kimse duyamayacak...uğraşmayın hiç, boş yere